Elif Ay ve Çilem Akar, “Meslek Testi” Uygulamasını Test Ettiler!

Birbirinden güzel iki YouTuber, Şubat 2017’de yayına açmış olduğum “Meslek Testi” mobil uygulamasını videolarında test ettiler. Lafı daha fazla uzatmıyor, sizi videolarla başbaşa bırakıyorum..

İstanbul Medipol Üniversitesi – Tıp Fakültesi Öğrencisi Elif Ay:

Anadolu Üniversitesi Mezunu: İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde Okutmanlık yapan Çilem Akar:

Continue Reading

Yoksa sonsuzluk mu?

İnsan beyni neden bugüne kadar sorulmuş soruların bir tık ötesine geçemiyor? Bugünlerde meşhur olan bir soru, insanlık tarihi boyunca, mutlaka bir insanın aklına gelmiş bir soruydu. Ya da şuanda icat edilen herhangi bir teknoloji ürünü. Yıllar önce zaten düşünülmüştü. İcraate geçecek uygun altyapı şuanda sağlandığı için o ürün dünyada vuku buldu.

İster inançlı, ister inançsız olalım cevap veremediğimiz ( veremeyeceğimiz ) tonla soru var. Beynimiz bir noktadan sonra, soruya verecek cevap bulamaz hale gelebiliyor. Peki ama neden? Neden ilk anımızla ilgili bir fikrimiz yok? Neden 2 yaşındaki halimizi hatırlayamıyoruz? Neden dünyanın oluşumu ile ilgili bilgilerimiz bir yerde sonlanıyor da teoriler üretmeye başlıyoruz?

Yani demek istediğim bu kadar bilinmezlik içerisinde yaşamayı nasıl başarıyoruz. Umursamamak en mantıklısı, en güzeli, en doğrusu katılıyorum. Ama genede bazen takılıp kalıyor insanın aklına. Bu yazıyı yazarak bunu düşünmenizi de istemezdim ancak bunu takipçilerimle paylaşmayı çok istedim.

19 yaşına epey yaklaştım. Öğrendiğim ve çoğu zaman uygulayamadığım bir şeyden bahsetmekten geçmek istemiyorum. Düşünmeyin 🙂 Evet, evet düşünmeyin. İyide düşünmeden nasıl yaşa….? Düşünmeden yaşanır işte. Vereceğiniz önemli kararları düşünmeden verin. Odaklanacağınız şeyler ise nadir şeyler olsun. Sevdikleriniz için ölüme yürümeyin. Koşun. Başladığınız işi sonuna kadar götürün. Ama altın kural: Düşünmeyin.

Acaba bunu yapsam bu olur mu? Karşıma ne çıkar? İşte düşünme dediğim şey bu. Bunları düşünerek evrenin düzenine karışmış olduğunun belki farkında değilsin. Ancak evren kendi sistematiğini milyonlarca yıldır bozmadı, sana da bozdurmayacaktır. Sen düşünerek, evrenin senin için kurguladığı düzene müdahale etmeye çalışıyorsun. Ve bu yarışta kazanan her zaman için evren oluyor.

Cehalet erdemdir, mutluluktur. Burdaki cehaletten şuanda çıkardığım şey: Düşünmek. Belki ilerde okusam bu cümleyi kararım değişebilir. Demek istediğim anda kalma durumu. O an ne hissediyorsam o. Bunu hissedersem başıma şu gelir bu gelir olayı değil!

Bir yerlerde rastladığım şu cümlenin bu yazıyı daha genel anlamıyla ifade edeceğini düşünüyorum

İnsanlar plan yapar ve Tanrı onlara güler.

Continue Reading

5 yıl oldu, geçti bile..

Normal şartlarda blog sitem olan nazimmertbilgi.com, her yeni yaşına girdiğinde bir yazı yazar, yazıyı takipçilerimle paylaşırdım. Ancak bu sene üniversite için hazırlanmalar falan derken, blog sitemin 5.yılını kutlayamadım.

Ve şuan bu yazıyı yazarken blog sitem 5 yılı doldurmuş ve 6.yıldan da 3 ay alacak duruma gelmiş vaziyette. 13.12.11 tarihinde nazimmertbilgi.com alan adını tescilledim. Tarihteki sıralama özenle seçilmiş gibi gelebilir. Ancak ben böyle bir sıralamanın olduğunu çok çok sonra öğrendim. Yani tamamen tesadüf sizin anlayacağınız.

Hatırlıyorum da 2011 yılının Aralık ayında ( ben o zamanlar 13 yaşlarımda bir çocuğum ) PTT’ye alan adı ve hosting ücretini ödemek için ağabeyim Tayfun’la beraber gitmiştik. Biraz heyecanlı, biraz da endişeli ( acaba parayı alıp sitemi vermeyecekler hesabıyla ) olarak parayı ilk hosting firmam olan Ozkula’ya göndermiştik.

Ödemem o günün akşamı onaylandı ve ilk dosyalarımı Filezilla’dan gönderdim. WordPress kurulumunu gerçekleştirdim ve ilk yazımı yazdım.

İşte o günden bu yana 5 yıldan fazla zaman geçmiş. 5 yılda blog açısından birçok deneyim kazandım. Birçok kişiyle tanıştım ve o kişilerle yüzlerce iş yaptım. 2000’in üzerinde makale yazdım ve makalelerimin %95’i aktif olarak internet web sitelerinde okunmaya devam ediyor.

nazimmertbilgi.com’un web hayatımda benim için değeri çok büyüktür. Bu alan adı web hayatım devam ettiği sürece yayında kalacak. Kim bilir belki 5 sene, belki 50 sene.

Continue Reading

Sakal Bırakmak Neden Uygunsuz?

Okulun 2.günü başıma gelen bir olaydan bahsetmek istiyorum.

Okul hayatımın 11.yılının başında, ne yaptığını kendisi dahi bilmeyen bir hoca tarafından kenara çekildim. Sebebi ise, çene altında bırakmış olduğum çokta belli olmayan sakallarımdı.

Özgürlükler diyoruz, hürriyetten bahsediyoruz. Peki benim sakal bırakmam neden uygunsuz birşey oluyor?

Eğitmen ders anlatırken sakallarımı görüp rahatsız mı oluyor ya da ders içindeki verimi mi etkiliyor :))

Hikaye! Hepsi hikaye!

Çok yüksek olasıkla din karşıtı olan kimseler tarafından epey önce çıkarılmış bir mesele olsa gerek sakal yasağı.

Bu ülke gereksiz kurallarına uyanlar için özgür bir ülke. Özgür olmak istiyorsan sakal bırakamazsın yani :))

Hoca, sakalımı kesmez isem okula almayacağını söyledi, Mecburi olarak okuldan çıktım, 5-10 dakika sonra kesmeden tekrardan okula döndüm.

Ancak ertesi güne sakalımı mecburi olarak kesmek zorunda kaldım.

Ben bu işin mesuliyetini, vebalini, öncelikle bu kuralı çıkartanlara, kanuna engel olma gücü var iken engel olmayanlara ve son olarakta bu kanunu uygulayanların üzerine atıyorum.

Umarım şapka kanunu gibi saçma kuralları kaldıranlar, bu işede kısa zaman içinde bir el atarlar.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, esen kalın.

Nazım Mert Bilgi

15.11.2015 21:12

Continue Reading

Mükemmelliyetçilik ve Çoğu Zaman Zarar

Meslekte , yahutda yapılan işlerde çok aşırıya kaçmadan mükemmelliyetçilik iyidir.Çoğu zaman mükemmelliyetçi olarak davranırım.

Başlarda olmasada, ilerleyen yazılım projelerimde bulunan veritabanlarımda kullanmaya başladığım “Sistem Hata” tablolarım , işime gerçektende yarıyor.Kullanıcıya standart uyarı mesajı göstermenin yanı sıra , veritabanındaki bahsettiğim “Sistem Hata” tablosunada hatanın ayrıntısını kayıt ettiriyorum.Böylelikle soruna çözüm bulmam çok çok daha kolaylaşıyor.

Bu tür bir mevzuda , sorunun temeline kadar inip , birşeyleri görebilmek mükemmelliyetçilik olarak adlandırılabilir. Peki ya aşırıya kaçılırsa?

İlk yazılım zamanlarımda , kullandığım tasarımın , bütün renklerine hatta sağdan soldan uzaklık piksellerine dahi oldukça titizlik gösteren birisiydim.Yazıda tam olarak anlatamasam bile şunu diyebilirim ki, bende aşırı derecede bir mükemmelliyetçilik hakimdi.Ama bunun zararını aşırı mükemmelliyetçi davrandığım yazılımlarımda gördüm , aşırı mükemmelliyetçi davrandığım yazılımların hiçbirini yayınlayamadım.Yayınlayamama sebebim , yazılımların, tasarım tarafında bazı kısımlarının mükemmel görünmemesiydi. Yani birşeyler eksik olunca yayınlamak içimden gelmiyordu.

Ufak tefek tasarımsal sıkıntıları olan , ve internet ortamına sunmuş olduğum yazılımlarım çoğu zaman beni memnun edici ilgilerle karşılaştı.İnsanlar ya kusurlu olan şeyleri seviyor , mükemmelliyete önem vermiyordu ya da kusurlu olan yerler insanların gözüne dahi görünmüyordu.

Daha sonrasında tam olarak yaptığım işlerde olan mükemmelliyetçiliğimden vazgeçemedim belki ama , büyük ölçüde azalttım.Artık işin tamamen arka tarafı olan yazılım kısmına yoğunlaşıyorum.Tasarım kısmında stilsiz input dahi kullanmışlığım oluyor 🙂

Belki bir tasarımcıya mükemmeliyetçilikten vazgeçmesini söylesem saçma olur , ama herşeyin aşırısı zarar olduğu gibi emin olun mükemmelliyetçilik denen şeyinde aşırısı zarar.

Kusur iyi , bilmemek ise mutluluk.

Nazım Mert BİLGİ

24.08.2015 16:29

Continue Reading
1 2 3 6