Muhyiddin İbn-i Arabi’nin : “Rasulullah Bütün İlimleri Benden Aldı” Demesi

Nazım Mert Bilgi’nin yani benim bu konudaki görüşlerim tamamiyle değişmiştir. Yeni yazılarım ve yeni görüşlerim için son yazılarımı takip edebilirsiniz…

Evliyaullah’ın önderlerinden olan bir zât Muhyiddin İbn-i Arabi. Muhyiddin İbn-i Arabi için ulema, “Şeyh-i Ekber”, yani “En Büyük Şeyh” demişlerdir.

Hatta ulema Muhyiddin İbn-i Arabi’nin Veli olduğuna inanmak, Veli olmanın yarısıdır demişlerdir.

Fütuhât-ı Mekkiyye, Fusus’ül Hikem gibi içinde büyük ilim ve insanı tefekküre sürükleyen bilgiler bulunan kitaplarında müellifidir Muhyiddin İbn-i Arabi.

Bir rivayete göre Fütuhât-ı Mekkiyye’yi tamamladığı vakit, sahifeler halinde onu Kabe’nin damına koymuş. “Eğer bu kitapta benden bir kelime varsa, bu sahifeler kaybolsun” demiş, bütün kış bolca rüzgar esen Kabe’de, hiç bir sahife kaybolmadıktan sonra kitap tamamlanmıştır.

Sin, Şın’a girdiği zaman Muhyiddin’in kabri belli olacaktır.

Allah’tan başka gaybı kimse bilemez. Yalnız Allah’ın bildirdikleri müstesna. Allah dilediği kuluna gaybı bildirebilir. Gaybı bildirdiği kullardan Muhyiddin İbn-i Arabi, halkın önüne gelmiş ve, “sizin taptığınız şey benim ayaklarımın altındadır.” demiş. Daha sonra vakitlerde ise, “Sin, Şın’a girdiği zaman Muhyiddin’in kabri belli olacaktır.” demiş ve ilerleyen zamanlarda kabir alemine intikâl etmiştir.

Peki burda ne demek istemiştir ? Gelin beraber inceleyelim.

Sin, Şın’a girdiği zaman Muhyiddin’in kabri belli olacaktır.

Şın, Şam demektir. Muhyiddin İbn-i Arabi’nin kabri, Suriye’nin Şam ilinde bulunmaktadır. Peki Sin nedir ? Sin ise, Yavuz Sultan Selim’dir. Yavuz Sultan Selim Mısır seferinde, Suriye’yide Osmanlı Toprakları’na katmıştır.

Yavuz Sultan Selim Han askerlerine döndü ve Muhyiddin İbn-i Arabî’nin kabrini sordu. Ancak kimse bilmiyordu! Zira onu asanlar kabrini de saklamışlardı. Oradan bir çoban  konuşmaya başladı;

Ey Kutlu Han, şu uzaklarda bir tepe var! o tepede ne bir koyun ,ne de bir hayvan otlar! Kuşlar ve böcekler bile huzurla geçer o yüce tepeden! Oranın otlarının bile  kendi kendilerine kuruyup yokoldukları görülür! Çiçekleri hiç solmaz, fısıltıları hiç bitmez oranın; duyanların içini burkan  kutlu bir name gibi ahı hiç birmez oranın

Bu söz üzerine Yavuz Sultan Selim Han, orasının Muhyiddin İbn-i Arabî’nin kabri olduğuna karar verip kazdırdı. Karşılarında  Muhyiddin İbn-i Arabi’nin naaşı capcanlı duruyordu!  Yavuz Sultan Selim Han oraya muhteşem bir kabir yaptırdı! Böylece Allah, Dostu Muhyiddin’in  şanını tamamladı!

Muhyiddin İbn-i Arabi hakkında verdiğimiz bu bilgilerden sonra, sizi Muhyiddin İbn-i Arabi’nin : “Rasulullah Bütün İlimleri Benden Aldı” demekle ne demek istediği hakkında bilgilendirmek istiyorum.

Bunu normal birisi söyleseydi bu adama zındık denirdi. Ancak söyleyen bir Muhyiddin İbn-i Arabi ise, sabit ve mühim bir zât ise bu işe şerh gerekir.

Bu iş hakkında, birçok açıklamalar, şerh’ler söylenmiştir. Ancak bu meseleyi, Mahmut Efendi Hazretleri ( Kuddise Sirruhu ) çok basit bir şekilde söyle açıklar;

Bunun manası şudur ; Sen gittin bahçeye bir kayısı ektin. Sonra bu kayısı ağacı meyve verdi. Sen o meyveden yemeyi sever misin ? Seversin değil mi. El emeği, kendi diktiğin ağaçtan meyve yemek hoşuna gider. Muhyiddin İbn-i Arabi burada şunu demek istiyor : Ben Rasulullah Aleyhisselam’ın ektiği çekirdeğim. Yani beni Rasulullah ekti, ilimleri o öğretti, o beni yetiştirdi. Şimdi benim bazı anlattıklarımı dinlemek Rasulullah’ın hoşuna gidiyor. Yani bu ilimleri mânâ aleminde benden alıyor, beni dinliyor. Benim ektiğim çekirdek bakalım nasıl mahsul vermiş diye.

Sanırım Muhyiddin İbn-i Arabi’nin sözü anlaşılır bir hale geldi. :

Ete Kemiğe Büründüm Muhyiddin Diye Göründüm! Ölen Sadece Ceset İmiş, Aşıklar Ölmez

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, Allah’a emanet olun.

Nazım Mert BİLGİ

25.01.2016 / Pazartesi

10:56

Continue Reading

Çoğumuzun Bilmediği Mevzular : Malayani

Nazım Mert Bilgi’nin yani benim bu konudaki görüşlerim tamamiyle değişmiştir. Yeni yazılarım ve yeni görüşlerim için son yazılarımı takip edebilirsiniz…

Malayani lûgat’ta; ömrü boş işlerle uğraşarak, faydasız oyunlarla geçirmek anlamlarına geliyor.

Tirmizi‘den ( Radiyallahü Anhüm : Allah Ondan Razı Olsun ) bizlere ulaşan bir Hadis-i Şerif’te;

“Malayaniyi terk etmek, kişinin müslümanlığının güzelliğindendir.” buyruluyor.

 

Malayani’nin içine boş ve lüzumsuz konuşmalarda giriyor. Üstüne vazife olmayan bir meselede konuşmak dahi malayani konuşma sayılıyor. Buna bir kıssadan misal verelim;

 

Vakti zamanında bir evliya, tamamen ibadetler ile meşgul olmak, dünyevi işlerden uzaklaşmak için tek başına bir adaya gider.

Mertebesi’ninde bir hayli yüksek olduğu rivayet edilen bu evliya, tamamen zikir üzeredir ve dünyevi meseleler ile de ilgilenmemektedir.

Bir gün adaya bir hayli bir yağmur yağar ve yağmur yoğun olarak kayaların üzerini ıslatır. Bunu gören evliya içinden;

-Keşke, kayaların üzerine değilde, ağaçların üzerine yağsaydıda ağaçlarda bundan faydalanırdı.

diye düşünür.

Bunun üzerine yanına bir melek gelir ve;

-Allah indinde merteben sıfırlanmıştır, iptal edilmiştir. der.

Buna çok üzülen evliya, çok pişman olur ve tekrardan daha önce ayrıldığı şehre, insanların yanına döner. Şehirden birisini bulur ve ona şöyle der;

-Benim burnuma bir kanca tak. Bende ellerimi yere koyayım ve beni meydanda gezdir. Bende şöyle diyeyim; Allah’ın işine karışanın sonu böyle olur.

Tam kanca takılmış, evliya ellerini yere koyacakken, melek tekrar gelir ve;

-Sen hatanı anladın, Allah indinde merteben tekrardan iâde edildi. Kendini bu şekile sokmana gerek yok. der.

 

Üstüne vazife olmayan bir meselede konuşmakta malayani konuşmaya girdiğini biraz önce belirtmiştim. Kelime tasarrufunu düşünen bir insan Lokman Hekim’in kıssasını’da bu linkten dinleyebilirsiniz.

 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, Allah’a emanet olun.

Nazım Mert BİLGİ

09.01.2016 09:35 ( Miladi 2016 yılının ilk yazısı )

 

 

Continue Reading

İşin Özü Belli : Nefse Muhalefet!

Hakim Hazretleri’nin hanımına sordular;

-Hakim Hazretleri’nin size kızdığını nasıl anlarsınız?

Hanımı ise şu cevabı verdi;

-Ara sıra bize kızıyor, kızdığı zaman, bize karşı çok iyi davranmaya başlıyor. Biz o zaman anlıyoruz ki, bize kızmış.

Hakim Hazretleri‘nin nefsi ne isterse tersini yapıyor, konuşmak istiyorsa susuyor. Susmak istiyorsa konuşuyordu.

Yani işin özü nefse muhalefet idi!

Hakim Hazretleri, Hızır Aleyhisselam ile uzun bir süre görüşemedi, manevi bazı halleri ve soruları hakkında sohbet etmek istiyordu, görüşemediği için de bu duruma üzülüyordu.

Bir gün yolda giderken kadının biri, çocuğuna kızmıştı. Kadın çamaşır yıkarken, pis olan çamaşır suyunu çocuğa dökmek için yeltendi. Çocuk kaçınca Hakim Hazretleri‘nin tepesinden aşağıya pis olan çamaşır suyu döküldü.

Hakim Hazretleri normal bir beşerin yapmayacağı bir hareketi yaptı. Hiç kadının tarafına bile bakmadan, kendi özür dilermiş gibi yaptı ve yoluna devam etti.

Biraz ilerledikten sonra Hızır Aleyhisselam geldi;

-Selamun Aleyküm. Eğer hafifde olsa kadına ters baksaydın, beni göremezdin. Ama senki nefse muhalefet ettin, “Napıyosun kadın be!” , “Nereye döküyosun bi baksana!” demedin ve beni gördün.

 

Bu işin temeli bellidir; nefse muhalefet!

Sus dedi konuş, konuş dedi sus. Yat dedi kalk, kalk dedi yat!

 

Continue Reading

İki soru sorucam, bütün dertlerin bitecek!

Derdin biri gider biri gelir. Çünkü Allah ile bağını koparmıştır!

Ufak bir problemi bile kafasında büyütür, sonra derki psikolojik sıkıntılarım var.O doktora gittim 300 dolarımı aldı, bu doktora gittim 500 dolarımı aldı. Bu böyle bitmez kardeşim, Allah’a gideceksin, Şafi olan Allah’a gideceksin. Allah’ın dinini yaşamazsan bu sıkıntılardan kurtulamazsın, paran kurtaramaz seni.

4.Halifemiz İmam Ali ( Radiyallahü Anhüm )’ye adamın bir tanesi geldi.Dedi ki ;

-Ey Ali, çok derdim var.Bu dert beni çok sıkıyor, çok bunaltıyor.Kurtulamıyorum, bana bir fikir var.

+Bak sana 2 soru sorucam, bu 2 soruya cevap verdiğin anda 1 tane derdin kalmayacak.

-Sor Ey Ali!

Halifemiz sordu ;

-Sen bu dünyaya geldiğinde bu dert seninle geldi mi? Sen doğarkende bu sıkıntın var mıydı?

+Hayır, ben dünyaya geldiğimde böyle bir derdim yoktu.

-Peki dünyadan giderken bu dert senin yanında olacak mı?

+Hayır, olmayacak!

-Şu halde senle beraber gelmemiş olan, seninle kalmayacak olan birşeyi neden dert ediyorsun ki? Kalıcı değil bu, elinde sonunda geçecek.

Bu sınav geçici bir sınavdır, bu dünya hayatında başınıza gelen ne sıkıntı varsa, bilin ki geçecek.

Her gecenin sonunda bir sabah vardır.

Selam ve dua ile..

Kaynak Video :

 

Continue Reading

Muhyiddin İbn-i Arabi’den Sözler

İbadetlere Neş’eli Olarak Başla.

Nâfilelerde Acele Edip, Farzlarda Tembel Davranmak Hevâya Uymanın Alâmetlerindendir.

Abdest, Başlı Basma Bir Ibadettir, Abdestli Bulun.

Sır Tutmasını Bil. Sırrın Sorumluluğu Çok Önemlidir.

Gizli Yapılan Faydalı Işler, İhlasın En Büyük Göstergesidir.

Hürmetler Karşılıklıdır. Sabırla Öfkesini Yutanın Kalbine Emniyet Ve Imanın Dolacağını Da Unutma.

Terk Ettiğin Kabahatleri Bir Daha Yapmamaya Kararlı Ol. Işlemekte Bulunduğun Hayırlı Içleri De Ölünceye Kadar Sürdür, Sakın Bırakma.

Ehlinin Kalbî Nurları Sözlerinden Önde Gider. Böylece Nurlandırdıkları Yere Sözlerinin Tesiri De Ulaşmış Olur.

Üstüne Ilâhî Mevhibelerin Yağmasını Istiyorsan, Fakr Ve Ihtiyaç Hâlini Islah Et. Sadakalar Ancak Fukara Içindir.

Vasıflarını O’nun Sıfatlarından Yardım Gelecek Şekilde Tahakkuk Ettir. Zilletini O’nun Izzetini Celbedecek Şekilde, Acziyetini O’nun Kudretinden Imdat Gelecek Şekilde Ve Zaafını O’nun Havl Ve Kuvvetinden Yardım Görecek Sûrette Düzelt Ve Tahakkuk Ettir.

Bazen Ârif Kişi Ihtiyacını Allâh’a Bile Arz Etmekten Hayâ Eder. Çünkü Onun Takdiriyle Yetinmektedir. Bu Böyleyken Allâh’ın Kullarına Nasıl Olsun Da Arz-I Ihtiyaç Etsin.

Allah Sana Servet Ihsan Etmişse, Onu Allah’ın Razı Olacağı Yerlere Sarfet. Însan, Nimeti Arttıkça, Şükrünü Artırmalı. Şükür Etmeyenlerin Kalbine Dalgınlık Gelir. Bunların Dilleri Zikrullaha, Kalpleri De Huzura Kavuşamaz.

Borcuna Sadık Ol. Sözünden Dönme Ve Yerine Getiremeyeceğin Vaatlerde Asla Bulunma.

Bazen Namazda Veya Oruçta Bulamadığın Feyzi, Belâ Ve Mihnette Bulursun.

Bazen, Izhar Etmene Izin Verilmeyen Sırlar, Sana Nurları Sönük Bir Hâlde Görünür.

İnsanın Kendi Şahsına Rahmeti, Başkasına Rahmetinden Daha Büyüktür.

Üç Şeyden Kork ; Allah’tan, Nefsinden, Allah’tan Korkmayandan.

İhtiyacı Olanların Yardımına, Karşılık Beklemeden Koş.

Söylediğin Söze Dikkat Et. Örneğin, Bir Insan Mümin Kardeşine Kafir Dese, O Kelime Dediği Yere Gider. Eğer Dediği Gibiyse, Orada Kalır, Değilse Söyleyene Geri Gelir.

Bir Makamdan, Ona Yenice Gözlerini Çevirip Bakan Kişi De Bahsedebilir, O Makama Çoktan Ulaşmış Kişi De. Bu Ancak Basiret Ehline Açık Bir Farktır.

Sâlik, Vâridat Ve Ilhamlarını Anlatmamalıdır. Bu, Hem Vâridatın Tesirini Azaltır Hem De Onun Hakk’a Karşı Sadâkatine Mânî Olur.

Cenâb I Hak Sana Hizmeti Ibadeti Farz Kılmakla Aslında Cennetine Girmeyi Farz Kılmıştır.

Cenâb I Hak Sürekli Olarak Bir Işi Senin Için Neticelendirip Semerelendiriyorsa, Bu, Allah Teâlâ’nın Seni O Iş Üzere Ikâme Ettiğinin Delilidir.

Söz Ve Ibareler Dinleyenler Topluluğu Için Azık Mesabesindedir. Senin O Azıktan Nasibin Ancak Yediğin Kadarıdır.

Daima Bilgili Kişileri Dinle. Bir Işi Bitirince, Yeni Bir Işe Başla.

Bilmediklerini Bilenden Öğren. Bildiklerini De Bilmeyenlere Öğret.

Sıkıntılar Mevhibelerin Sergisidir.

Bazen Istikameti Kemâle Ermemiş Kişi, Kerametle Rızıklandırılabilir.

Her Söz Sâdır Olduğu Kalbin Kisvesine Bürünmüş Hâlde Ortaya Çıkar.

Bir Kimse Kendi Hakikatine Arif Olursa, Hiçbir Itikat Ile Kayıtlı Olmaz.

Evlere Izinsiz Girmeyin.

Eğer Söz Sahibi Isen, Hak Ile Söyle, Hak İle Hükmet. Heva Ve Hevese Uyma.

Sakın Ola Ki Iki Kişinin Arasını Bozma. Bu Durum Dini Yıkar.

Faydasız Ilim, Şifasız Ilaca Benzer. Güzel Ilim, Çalışma Ile Beraber Olandır.

Her Halinde Iyi Niyetli Olmağa Gayret Et. Ibadetin Başı, Niyettir.

Insanları Hayırlı Işlere Teşvik Edenler, Sevaba Ortak Olurlar.

Üç Kişi Bir Yerde İken, Ikisinin Gizli Konuşmağı Veya Üçüncünün Bilmediği Bir Dil İle Konuşmaları Doğru Değildir.

Devletin Büyüklerine Dil Uzatma. Hataları Olursa Onlara Aittir. Senin Tutu­mun, Emirlere Uymak, Düzeni Bozmamak Olmalı. Eğer Tenkit Edeceksen, Sıfatı Tenkit Et, Öze Dokunma. Methedersen, Her Ikisini De Methet.

Sağlığını Ve Boş Zamanlarını En Kıymetli Hazine Olarak Bil. Allah’ın Razı Olacağı Işlerde, Ölçülü Bir Şekilde Değerlendir.

Mânevî Tabir Için Izin Verilmiş Kişinin Sözleri Dinleyenler Tarafından Anlaşılır Ve Onun Işaretleri Insanlara Gayet Açık Görünür.

İki Iş Arasında Mütereddit Kaldığın Zaman Nefse Daha Ağır Gelenini Tercih Et. Zira Nefse Haktan Gayrısı Ağır Gelmez.

Dünyadaki Her Şeyin Allah Katında Belirlenmiş Bir Ecele Kadar Devam Ettiğini Bilmemiz, Benliğimize Izzet Kazandırır.

Allâh’ın, Kendisini Şehvetten Kurtarıp Gafletten Uyandırmasını Uzak Gören Kimse, Hâşâ- O’nun Ilâhî Kudretini Âciz Görmüş Olur. Allah Teâlâ Her Şeye Muktedirdir.

Allah Teâlâ, Kulların Sâlih Amel Işleme Arzusunun Az Olduğunu Bildiği Için Ibadeti Farz Kılmış Ve Onları Farziyet Zincirlerine Vurarak Cennetine Sevk Etmiştir.

Farz Ibadetlerin Îfâsı, Sen Onları Erteleyip Durmayasın Diye Belli Vakitlerle Sınırlandırılmış; Senin Irade Payın Olsun Diye De Genişçe Bir Zamana Yayılmıştır.

Bir Kişi Kendi Ihsan Ve Iyiliğinin Bolluğundan Bahsedip Duruyorsa Elinden Çıkıveren Bir Kötülük Onu Mahcup Edip Susturuverir. Ama Allâh’ın Ona Ihsanının Bolluğundan Bahsedip Duran Kişi, Elinden Kötülük De Zuhur Etse Susmaz Allâh’ın Ihsanından Bahsetmeye Devam Eder.

İnsanlardan Bir Şeyler Almak Için Elini Uzatma. Ancak Onların Sûretinde Verenin Allah Teâlâ Olduğunu Görürsen Alabilirsin. Bu Takdirde De Ilmin Sana Mubah Kıldığı Kadarını Al.

Hakikat Erbabının Ifadeleri Ya Vecdlerinin Coşkunluğu Sebebiyle Ya Da Müridi Irşâd Etmek Kastıyladır. Birincisi Sülûk Ehlinin, Ikincisi Ise Tahkik Ve Temkin Ehlinin Hâlidir.

Kaynak : http://www.guzelsozlerin.com/muhiddin-ibni-arabi-sozleri/

Continue Reading