Tablo, Oyun, University

Artık yazı düzeni falan gibi şeylerle ilgilenmiyorum. Bu blogda 7 yıla yakın süredir yazıyorum ve ben yaşadığım sürece bu blog sitesi aktif olarak yayın hayatına devam edecek.

Büyük tabloyu görebiliyor musunuz? Ya da büyük bir tablo olduğuna inanıyor musunuz? Büyük tablo, büyük tabloyu görebilmek. 2,5 aydan sonra gelen blog yazısına hoş geldiniz, sefa geldiniz..

Çoğu zaman toplumun çokça kabul ettiği şeyler, yanlış dahi olsa da evren tarafından benimsenir. Yanlış hatırlamıyorsam buna benzer bir cümleye, önceki blog yazılarımda da yer vermiştim.

Aklınıza toplumun yanlış bildiği, uyguladığı bir şeyi getirin. Şimdi de o yanlış şeyin, doğrusuyla yer değiştirdiğini düşünün. Olur mu acaba diye düşünmeyin. Tabiki de olmayacak 🙂 Evren, kolay kolay benimsemez. Benimsediği şeyi de öyle kolay kolay bırakmaz.

Tabi evrenin benimsemesi, toplumdan topluma, konudan konuya göre değişebilir. Ama kesin olan şey şu; Evren çok büyük bir bilgi birikimine, tecrübeye ve geleceği yönlendirme becerisine sahip.

OYUN

Evrenin toplumun ilginç bir şekilde ısrar ettiği, ( özellikle anne ve babaların ) bir konuya değinmek istiyorum.

Düşünün, çocuğunun üniversiteye gitmesini istemeyen, tanıdığınız bir aile var mı? Üniversite, diploma, iyi bir iş. Ve son 10 yılda üniversite kazanma oranının, işsizlik oranıyla eşit ölçüde yükselmesi 🙂 Bu nasıl bir ironidir? Ya da bu bir oyun olabilir mi? Üniversite kelimesi tamamen bizim yarattığımız birşey midir? 🙂 Hadi biraz daha zorla kafayı okuyucum, az kaldı olayı kavramaya başlıyorsun 😀

Kesinlikle bu şekilde tamamen senin gözünde büyüttüğün birşey, ve çoğunluk gözünde büyüttüğü için, evren bunu benimsemiş 😉 Şimdi biraz daha detaylandırmış olduk.

Üniversitelerde gerçekten eğitim olduğuna inanıyor musunuz? Lisedeki eğitim düzeyini gördünüz, biliyorsunuz. Üniversite de nasıl bir değişim olacakmış ki ve liseden bomboş çıkıp, iyi bir iş sahibi olabileceği seviyeyi üniversitede yakalayacakmış? Yani siz buna gerçekten inanıyor musunuz? 🙂 İnanıyorsanız, inanabiliyorsanız tebrik ediyorum sizi..

Konu para değerli okuyucum, para. Bu konuyu çok detaylı olarak yazacağım. Ve bu yazının devamı olacak. Sanırım Nisan sonu gibi de onu yayınlarım. Şimdilik burada yeter edelim.

Bir sonraki blog yazısında görüşmek üzere, esen kalın..

Nazım Mert BİLGİ

Continue Reading

Aforizma and Upgraded ( Teaser )

Başlık da aykırı olacak bu yazı da. Yıllar sonra bu yazı karşıma getirilirse hiç şaşırmayacağım. Bakacağız göreceğiz. Yazı 15.01.2018’de yayında olacak..

Güncelleme

Yazı yoğun detaylar sebebiyle, 18.01.2018 tarihinde yayında olacak. Geç o-, güç o+.

Güncelleme

Yazı extra yoğun detaylar sebebiyle, 20.01.2018 tarihinde yayında olacak.

Güncelleme

Yazı yetkili mercilerce sakıncalı bulunduğu için, nazimmertbilgi.com’da yayınlanamıyor. Yayınlandığı yerde bulana helal olsun diyelim : )

Continue Reading

10 Ocal.

Başlık 10 Ocal evet. Ama aslında bu onun söyleyişi, klavyenin suçu ama onun yazdığı her şey değerli, her şey güzel. 🙂

Bugün 10 gün oluyor. Ve 10.günü de onun doğum günü. Pekiiii, o kim?

O kişi kendisini zeki, güzel, uyumlu ve güvenilir olarak tanımladığım canım, ciğerim, kız arkadaşım 🙂

Kız arkadaşım Rukiye, yeni yaşına giriyor. ( Acaba kaç yaşındaaaa 😀 ) Neyse onu da öğrenicem elbet. Bu doğum gününde yanında olamayacağım, ama en kısa sürede, en güzel şekilde telafi edeceğimi o biliyor 🙂

Bende ona bu yazıyla doğum günü kutlamak istedim. Her ne kadar yanında olamasam da ( şimdilik ), ona buradan ulaşmak, duygularımı daha net dökmek istiyorum.

Yazının burdan sonraki kısmı makale kurallarına uymuyor olabilir, ama 6 yıl dikkat ettik, şimdi de dikkat etmeyelim, dimi 🙂

Öncelikle biz baya baya uyumluyuz. Biz bilgisayar bilimi üzerinde faaliyet gösteren yazılımcı bir çiftiz. Onun dışında müzik zevklerimiz aynı 😀 Çok iç açıcı müzikler dinliyoruz. Görseniz inanamazsınız 😀

Samimi, cana yakın ve birimizden birimize birşey olsa, diğerimizin gözünü kırpmadan koşacağı derecede güvenle bir ilişki yaşıyoruz. Umarım hep böyle devam eder..

Yeni yaşın kutlu olsun canem, yeni yaşında o kadar güzel şeyler yapacağız ki, ileride bol bol konuşacağımız anılarımız olacak. Heyecanla yazı bekliyoruz, yazın bol bol gezeceğimiz, yazılım üretimleri yapabileceğimiz, dolu dolu geçireceğimiz zamanlarımız olacak, buna canı gönülden inanıyoruz.

Yazımın son kısmına geçerken, seni sevdiğimi ve seveceğimi unutmamanı istiyor, birlikte nice mutlu yıllar geçirmemizi diliyorum.

Seni seviyorum.

Nazım Mert BİLGİ

Continue Reading

Elif Ay ve Çilem Akar, “Meslek Testi” Uygulamasını Test Ettiler!

Birbirinden güzel iki YouTuber, Şubat 2017’de yayına açmış olduğum “Meslek Testi” mobil uygulamasını videolarında test ettiler. Lafı daha fazla uzatmıyor, sizi videolarla başbaşa bırakıyorum..

İstanbul Medipol Üniversitesi – Tıp Fakültesi Öğrencisi Elif Ay:

Anadolu Üniversitesi Mezunu: İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde Okutmanlık yapan Çilem Akar:

Continue Reading

Yoksa sonsuzluk mu?

İnsan beyni neden bugüne kadar sorulmuş soruların bir tık ötesine geçemiyor? Bugünlerde meşhur olan bir soru, insanlık tarihi boyunca, mutlaka bir insanın aklına gelmiş bir soruydu. Ya da şuanda icat edilen herhangi bir teknoloji ürünü. Yıllar önce zaten düşünülmüştü. İcraate geçecek uygun altyapı şuanda sağlandığı için o ürün dünyada vuku buldu.

İster inançlı, ister inançsız olalım cevap veremediğimiz ( veremeyeceğimiz ) tonla soru var. Beynimiz bir noktadan sonra, soruya verecek cevap bulamaz hale gelebiliyor. Peki ama neden? Neden ilk anımızla ilgili bir fikrimiz yok? Neden 2 yaşındaki halimizi hatırlayamıyoruz? Neden dünyanın oluşumu ile ilgili bilgilerimiz bir yerde sonlanıyor da teoriler üretmeye başlıyoruz?

Yani demek istediğim bu kadar bilinmezlik içerisinde yaşamayı nasıl başarıyoruz. Umursamamak en mantıklısı, en güzeli, en doğrusu katılıyorum. Ama genede bazen takılıp kalıyor insanın aklına. Bu yazıyı yazarak bunu düşünmenizi de istemezdim ancak bunu takipçilerimle paylaşmayı çok istedim.

19 yaşına epey yaklaştım. Öğrendiğim ve çoğu zaman uygulayamadığım bir şeyden bahsetmekten geçmek istemiyorum. Düşünmeyin 🙂 Evet, evet düşünmeyin. İyide düşünmeden nasıl yaşa….? Düşünmeden yaşanır işte. Vereceğiniz önemli kararları düşünmeden verin. Odaklanacağınız şeyler ise nadir şeyler olsun. Sevdikleriniz için ölüme yürümeyin. Koşun. Başladığınız işi sonuna kadar götürün. Ama altın kural: Düşünmeyin.

Acaba bunu yapsam bu olur mu? Karşıma ne çıkar? İşte düşünme dediğim şey bu. Bunları düşünerek evrenin düzenine karışmış olduğunun belki farkında değilsin. Ancak evren kendi sistematiğini milyonlarca yıldır bozmadı, sana da bozdurmayacaktır. Sen düşünerek, evrenin senin için kurguladığı düzene müdahale etmeye çalışıyorsun. Ve bu yarışta kazanan her zaman için evren oluyor.

Cehalet erdemdir, mutluluktur. Burdaki cehaletten şuanda çıkardığım şey: Düşünmek. Belki ilerde okusam bu cümleyi kararım değişebilir. Demek istediğim anda kalma durumu. O an ne hissediyorsam o. Bunu hissedersem başıma şu gelir bu gelir olayı değil!

Bir yerlerde rastladığım şu cümlenin bu yazıyı daha genel anlamıyla ifade edeceğini düşünüyorum

İnsanlar plan yapar ve Tanrı onlara güler.

Continue Reading
1 2 3 7