İki soru sorucam, bütün dertlerin bitecek!

Derdin biri gider biri gelir. Çünkü Allah ile bağını koparmıştır!

Ufak bir problemi bile kafasında büyütür, sonra derki psikolojik sıkıntılarım var.O doktora gittim 300 dolarımı aldı, bu doktora gittim 500 dolarımı aldı. Bu böyle bitmez kardeşim, Allah’a gideceksin, Şafi olan Allah’a gideceksin. Allah’ın dinini yaşamazsan bu sıkıntılardan kurtulamazsın, paran kurtaramaz seni.

4.Halifemiz İmam Ali ( Radiyallahü Anhüm )’ye adamın bir tanesi geldi.Dedi ki ;

-Ey Ali, çok derdim var.Bu dert beni çok sıkıyor, çok bunaltıyor.Kurtulamıyorum, bana bir fikir var.

+Bak sana 2 soru sorucam, bu 2 soruya cevap verdiğin anda 1 tane derdin kalmayacak.

-Sor Ey Ali!

Halifemiz sordu ;

-Sen bu dünyaya geldiğinde bu dert seninle geldi mi? Sen doğarkende bu sıkıntın var mıydı?

+Hayır, ben dünyaya geldiğimde böyle bir derdim yoktu.

-Peki dünyadan giderken bu dert senin yanında olacak mı?

+Hayır, olmayacak!

-Şu halde senle beraber gelmemiş olan, seninle kalmayacak olan birşeyi neden dert ediyorsun ki? Kalıcı değil bu, elinde sonunda geçecek.

Bu sınav geçici bir sınavdır, bu dünya hayatında başınıza gelen ne sıkıntı varsa, bilin ki geçecek.

Her gecenin sonunda bir sabah vardır.

Selam ve dua ile..

Kaynak Video :

 

Continue Reading

Muhyiddin İbn-i Arabi’den Sözler

İbadetlere Neş’eli Olarak Başla.

Nâfilelerde Acele Edip, Farzlarda Tembel Davranmak Hevâya Uymanın Alâmetlerindendir.

Abdest, Başlı Basma Bir Ibadettir, Abdestli Bulun.

Sır Tutmasını Bil. Sırrın Sorumluluğu Çok Önemlidir.

Gizli Yapılan Faydalı Işler, İhlasın En Büyük Göstergesidir.

Hürmetler Karşılıklıdır. Sabırla Öfkesini Yutanın Kalbine Emniyet Ve Imanın Dolacağını Da Unutma.

Terk Ettiğin Kabahatleri Bir Daha Yapmamaya Kararlı Ol. Işlemekte Bulunduğun Hayırlı Içleri De Ölünceye Kadar Sürdür, Sakın Bırakma.

Ehlinin Kalbî Nurları Sözlerinden Önde Gider. Böylece Nurlandırdıkları Yere Sözlerinin Tesiri De Ulaşmış Olur.

Üstüne Ilâhî Mevhibelerin Yağmasını Istiyorsan, Fakr Ve Ihtiyaç Hâlini Islah Et. Sadakalar Ancak Fukara Içindir.

Vasıflarını O’nun Sıfatlarından Yardım Gelecek Şekilde Tahakkuk Ettir. Zilletini O’nun Izzetini Celbedecek Şekilde, Acziyetini O’nun Kudretinden Imdat Gelecek Şekilde Ve Zaafını O’nun Havl Ve Kuvvetinden Yardım Görecek Sûrette Düzelt Ve Tahakkuk Ettir.

Bazen Ârif Kişi Ihtiyacını Allâh’a Bile Arz Etmekten Hayâ Eder. Çünkü Onun Takdiriyle Yetinmektedir. Bu Böyleyken Allâh’ın Kullarına Nasıl Olsun Da Arz-I Ihtiyaç Etsin.

Allah Sana Servet Ihsan Etmişse, Onu Allah’ın Razı Olacağı Yerlere Sarfet. Însan, Nimeti Arttıkça, Şükrünü Artırmalı. Şükür Etmeyenlerin Kalbine Dalgınlık Gelir. Bunların Dilleri Zikrullaha, Kalpleri De Huzura Kavuşamaz.

Borcuna Sadık Ol. Sözünden Dönme Ve Yerine Getiremeyeceğin Vaatlerde Asla Bulunma.

Bazen Namazda Veya Oruçta Bulamadığın Feyzi, Belâ Ve Mihnette Bulursun.

Bazen, Izhar Etmene Izin Verilmeyen Sırlar, Sana Nurları Sönük Bir Hâlde Görünür.

İnsanın Kendi Şahsına Rahmeti, Başkasına Rahmetinden Daha Büyüktür.

Üç Şeyden Kork ; Allah’tan, Nefsinden, Allah’tan Korkmayandan.

İhtiyacı Olanların Yardımına, Karşılık Beklemeden Koş.

Söylediğin Söze Dikkat Et. Örneğin, Bir Insan Mümin Kardeşine Kafir Dese, O Kelime Dediği Yere Gider. Eğer Dediği Gibiyse, Orada Kalır, Değilse Söyleyene Geri Gelir.

Bir Makamdan, Ona Yenice Gözlerini Çevirip Bakan Kişi De Bahsedebilir, O Makama Çoktan Ulaşmış Kişi De. Bu Ancak Basiret Ehline Açık Bir Farktır.

Sâlik, Vâridat Ve Ilhamlarını Anlatmamalıdır. Bu, Hem Vâridatın Tesirini Azaltır Hem De Onun Hakk’a Karşı Sadâkatine Mânî Olur.

Cenâb I Hak Sana Hizmeti Ibadeti Farz Kılmakla Aslında Cennetine Girmeyi Farz Kılmıştır.

Cenâb I Hak Sürekli Olarak Bir Işi Senin Için Neticelendirip Semerelendiriyorsa, Bu, Allah Teâlâ’nın Seni O Iş Üzere Ikâme Ettiğinin Delilidir.

Söz Ve Ibareler Dinleyenler Topluluğu Için Azık Mesabesindedir. Senin O Azıktan Nasibin Ancak Yediğin Kadarıdır.

Daima Bilgili Kişileri Dinle. Bir Işi Bitirince, Yeni Bir Işe Başla.

Bilmediklerini Bilenden Öğren. Bildiklerini De Bilmeyenlere Öğret.

Sıkıntılar Mevhibelerin Sergisidir.

Bazen Istikameti Kemâle Ermemiş Kişi, Kerametle Rızıklandırılabilir.

Her Söz Sâdır Olduğu Kalbin Kisvesine Bürünmüş Hâlde Ortaya Çıkar.

Bir Kimse Kendi Hakikatine Arif Olursa, Hiçbir Itikat Ile Kayıtlı Olmaz.

Evlere Izinsiz Girmeyin.

Eğer Söz Sahibi Isen, Hak Ile Söyle, Hak İle Hükmet. Heva Ve Hevese Uyma.

Sakın Ola Ki Iki Kişinin Arasını Bozma. Bu Durum Dini Yıkar.

Faydasız Ilim, Şifasız Ilaca Benzer. Güzel Ilim, Çalışma Ile Beraber Olandır.

Her Halinde Iyi Niyetli Olmağa Gayret Et. Ibadetin Başı, Niyettir.

Insanları Hayırlı Işlere Teşvik Edenler, Sevaba Ortak Olurlar.

Üç Kişi Bir Yerde İken, Ikisinin Gizli Konuşmağı Veya Üçüncünün Bilmediği Bir Dil İle Konuşmaları Doğru Değildir.

Devletin Büyüklerine Dil Uzatma. Hataları Olursa Onlara Aittir. Senin Tutu­mun, Emirlere Uymak, Düzeni Bozmamak Olmalı. Eğer Tenkit Edeceksen, Sıfatı Tenkit Et, Öze Dokunma. Methedersen, Her Ikisini De Methet.

Sağlığını Ve Boş Zamanlarını En Kıymetli Hazine Olarak Bil. Allah’ın Razı Olacağı Işlerde, Ölçülü Bir Şekilde Değerlendir.

Mânevî Tabir Için Izin Verilmiş Kişinin Sözleri Dinleyenler Tarafından Anlaşılır Ve Onun Işaretleri Insanlara Gayet Açık Görünür.

İki Iş Arasında Mütereddit Kaldığın Zaman Nefse Daha Ağır Gelenini Tercih Et. Zira Nefse Haktan Gayrısı Ağır Gelmez.

Dünyadaki Her Şeyin Allah Katında Belirlenmiş Bir Ecele Kadar Devam Ettiğini Bilmemiz, Benliğimize Izzet Kazandırır.

Allâh’ın, Kendisini Şehvetten Kurtarıp Gafletten Uyandırmasını Uzak Gören Kimse, Hâşâ- O’nun Ilâhî Kudretini Âciz Görmüş Olur. Allah Teâlâ Her Şeye Muktedirdir.

Allah Teâlâ, Kulların Sâlih Amel Işleme Arzusunun Az Olduğunu Bildiği Için Ibadeti Farz Kılmış Ve Onları Farziyet Zincirlerine Vurarak Cennetine Sevk Etmiştir.

Farz Ibadetlerin Îfâsı, Sen Onları Erteleyip Durmayasın Diye Belli Vakitlerle Sınırlandırılmış; Senin Irade Payın Olsun Diye De Genişçe Bir Zamana Yayılmıştır.

Bir Kişi Kendi Ihsan Ve Iyiliğinin Bolluğundan Bahsedip Duruyorsa Elinden Çıkıveren Bir Kötülük Onu Mahcup Edip Susturuverir. Ama Allâh’ın Ona Ihsanının Bolluğundan Bahsedip Duran Kişi, Elinden Kötülük De Zuhur Etse Susmaz Allâh’ın Ihsanından Bahsetmeye Devam Eder.

İnsanlardan Bir Şeyler Almak Için Elini Uzatma. Ancak Onların Sûretinde Verenin Allah Teâlâ Olduğunu Görürsen Alabilirsin. Bu Takdirde De Ilmin Sana Mubah Kıldığı Kadarını Al.

Hakikat Erbabının Ifadeleri Ya Vecdlerinin Coşkunluğu Sebebiyle Ya Da Müridi Irşâd Etmek Kastıyladır. Birincisi Sülûk Ehlinin, Ikincisi Ise Tahkik Ve Temkin Ehlinin Hâlidir.

Kaynak : http://www.guzelsozlerin.com/muhiddin-ibni-arabi-sozleri/

Continue Reading

Yaratıcılık ve Yaratıcı Düşünme Palavraları

Yaratıcı düşünme, yaratıcı yazılımlar, yaratıcı tasarımlar ve bunun gibi daha birçok palavra.

Günlük hayatımızda kullandığımız kelimelerden birii öyle değil mi bu “yaratıcılık” ?

-Bunu yaparsam, ilerde sıkıntı yaratır.

Yaratıcı düşün biraz, ne bu standart düşünceler!

Gelin İngilizce’de de bol bol gördüğümüz “creativity” kelimesini yakından inceleyelim.

Bir şeyin yaratılması için, yoktan var olması gerekir.Örnekleri tekrardan ele alalım.

-Bunu yaparsam ilerde sıkıntı yaratır. ( Sıkıntı yaratılamaz , çünkü ortada yoktan var olan birşey yoktur.Sıkıntının var olması için belli başlı sebepler gereklidir. )

Yaratıcı düşün biraz, ne bu standart düşünceler! ( Düşünme işlevini bir çok faktör etkileyebilir. Beynin sağlıklı bir biçimde çalışıyor olması, düşünen kişinin ruh hali, mevcut psikolojik durumu gibi . Yani buda olmadı! Buda saçma bir cümle , burdada yoktan var edilen birşey yoktur. )

Bu yazıyı uzattıkça uzatabilir, örnekleri çoğaltabilirdim.Ancak blog yazısını işin sonuç kısmına erkenden ulaşarak sonlandırmak istiyorum.

Sonuç itibariyle yaratıcılık , yaratana özgüdür.Yoktan var etmek yalnızca yaradanın yapabileceği birşeydir.Biz insanlar yaratıcılık kelimesini kendi dünyevi işlerimiz için, hatta kendimiz adına hiçbir zaman kullanamayız.Kullanmamız bu yazıdada belirttiğim üzere mantıksız olur.Gelin örnekleri birde şöyle inceleyelim, ve yaratmak gibi asla yapamayacağız şeyleri değilde , gerçekten yapabileceğimiz şeyleri cümle içerisinde görmüş olalım.

-Bunu yaparsam, ilerde sıkıntı oluşturabilir.

Üretici düşün biraz, ne bu standart düşünceler!

İşte şimdi oldu 🙂 Şimdi daha mantıklı ve gerçekten yapabileceğimiz cümleler oluşturduk.

Umarım anlatmaya çalıştığım şeyi, sizlere tam manasıyla anlatabilmiş, tam manasıyla anlatamasamda kafanızda soru işaretleri oluşturabilmişimdir.

Bir sonraki blog yazısında görüşmek üzere, Allah’a emanet olun.

Nazım Mert BİLGİ

7.9.2015 / 22:29

Continue Reading

Nesne Yönelimli Programlama (Object Oriented Programming)

1960’lı yılların sonuna doğru ortaya çıkan bu yaklaşım, o dönemin yazılım dünyasında beliren bir bunalımın sonucudur. Yazılımların karmaşıklığı ve boyutları sürekli artıyor, ancak belli bir nitelik düzeyi korumak için gereken bakımın maliyeti zaman ve çaba olarak daha da hızlı artıyordu. NYP’yi bu soruna karşı bir çözüm haline getiren başlıca özelliği, yazılımda birimselliği (modularity) benimsemesidir. NYP ayrıca, bilgi gizleme (information hiding), veri soyutlama (data abstraction), çok biçimlilik (polymorphism) ve kalıtım (inheritance) gibi yazılımın bakımını ve aynı yazılım üzerinde birden fazla kişinin çalışmasını kolaylaştıran kavramları da yazılım literatürüne kazandırmıştır. Sağladığı bu avantajlardan dolayı, NYP günümüzde geniş çaplı yazılım projelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

NYP’nın altında yatan birimselliğin ana fikri, her bilgisayar programının (izlence), etkileşim içerisinde olan birimler veya nesneler kümesinden oluştuğu varsayımıdır. Bu nesnelerin her biri, kendi içerisinde veri işleyebilir, ve diğer nesneler ile çift yönlü veri alışverişinde bulunabilir. Hâlbuki NYP’den önce var olan tek yaklaşımda (Yordamsal programlama), programlar sadece bir komut dizisi veya birer işlev (fonksiyon) kümesi olarak görülmektediler.

Nesne yönelimli programlama dilleri yukarıda adı geçen tüm ögelere sahip olurken, Visual Basic gibi nesne tabanlı programlama dilleri birkaçından yoksundur.

Kaynak : Vikipedi

Continue Reading

Onu Kaybeden Neyi Bulmuş?

Allah’ın Sadık Kulu Barla adlı filmi tekrar izlerken dikkatimi çeken ve beni oldukça etkileyen bir söz bu yazının başlığı.

Onu bulan neyi kaybetmiş? , Onu kaybeden neyi bulmuş?

Hakikaten de öyle değil midir?

Kainatın , üzerinde bulunduğumuz dünyanın yaratıcısı olan Allah’ı tanıyan , emirlerine saygı gösterip uygulayan , ibadetlerinde ve ilmi işlerinde sebatkâr olan kimse neyi kaybetmiştir?

Veyahut , Allah’ı bilmeyen , emirlerine itâat etmeyen , Allah’ın yasak kıldığı amelleri yapmakta direnen , Allah’ın kendisinden hoşnut olmadığı kimse neyi kazanmıştır?

Veysel Karani Hazretlerinin Bu Konu Hakkındaki Kıssası

Veysel Karani Hazretleri birgün öğrencilerine sorar ;

-Allah’ı biliyor musunuz?

“Biliyoruz.” diye cevap verirler.

-Gerisini bilmesenizde olur.

Daha sonra ekler ;

-Peki o sizi biliyor mu?

“Evet , biz onun yaratmış olduğu kullarız.” derler.

-O zaman gerisi sizi bilmesede olur.

Bu kısa blog yazısına başlıktaki o güzel sözün tamamını yazarak son verelim.

Allah’ı bulan neyi kaybetmiş? , Allah’ı kaybeden neyi bulmuş?

Nazım Mert Bilgi

Continue Reading