Elif Ay ve Çilem Akar, “Meslek Testi” Uygulamasını Test Ettiler!

Birbirinden güzel iki YouTuber, Şubat 2017’de yayına açmış olduğum “Meslek Testi” mobil uygulamasını videolarında test ettiler. Lafı daha fazla uzatmıyor, sizi videolarla başbaşa bırakıyorum..

İstanbul Medipol Üniversitesi – Tıp Fakültesi Öğrencisi Elif Ay:

Anadolu Üniversitesi Mezunu: İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde Okutmanlık yapan Çilem Akar:

Continue Reading

Kazdağları Gezilecek Yerler Kaz Dağları Otelleri

Yunan mitolojisini korumaya devam ederek hala yaşatan, antik çağların esintisini taşıyan, içinde pek çok efsaneyi barındıran Kaz Dağları; eşine az rastlanır oksijeni, sadece burada yetişen yirminin üzerindeki bitkisi, bisiklet parkurları, trekking alanı, safari turları, göletleri, göl akarsu ve şelalesiyle su kaynaklarıyla tam bir doğa harikasıdır.

Antandros Antik Kenti

Kazdağı yakınlarında bulunan ve dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı bu antik şehir; tarihin izlerini, kalıntıları günümüze kadar taşımıştır.

Özellikler turistlerin ilgi odağı olan antik kent, Kazdağı’na gidildiğinde mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

Darıdere Tabiat Parkı

Mavi ve yeşilin birleştiği bir doğa cenneti olan Darıdere Tabiat Parkı, Oksijen cenneti olarak da ün salmıştır. İklimi coğrafi konumuna bağlı olarak değişkendir. Köknar kozalaklarından yapılan çayı ve çam kozalaklarından yapılan reçelini mutlaka tatmalısınız.

Kaz Dağları

Antik çağda İda dağı olarak biline Kaz Dağları, Oksijeni, bitki örtüsü ve efsaneleri ile ünlüdür. Dünyada sadece Kazdağları’nda yetişen yirmi bir çeşit bitki vardır. Trekking, safari ve bisiklet turları, muhteşem tabiatı, akarsuları, gölleri, şelaleleri ile sizi büyüleyecek farklı bir dünyaya götürecektir.

Kazdağları Gezilecek Yerler

Çanakkale Küçükkuyu

Kazdağları’nın civar köylerinden marinasıyla ünlü şirin bir yer. Küçükkuyu hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz, Küçükkuyu nerede yazısına da göz atabilirsiniz.

Çanakkale Küçükkuyu

Sarıkız Tepesi

Kazdağları’nın en yüksek tepesine, Sarıkız Tepesi denilmektedir. Efsaneye göre iftiraya uğrayıp babası tarafından kazlarla ölmesi için Kazdağlarının tepesine bırakılan ve daha sonra erdiği düşünülen Sarıkız Türbesi de buradadır.

Sütüven ve Hasan Boğuldu

Sütüven Şelalesi ve Hasan Boğuldu Göleti arasındaki uyum sizleri şaşırtacaktır. Cennet bir kesit imajı sergileyen bu şelale ve gölet saklı bir cennet gibidir. Hasan Boğuldu efsanesi Kazdağları bölgesinde çok bilinen bir hikayedir. Siz de bu hikayeyi kesinlikle İda Natura Otel’in www.idanaturalifestyle.com adresli sitesine giderek göz atmalısınız. Hasan ve Emine’nin muhteşem aşkı kesinlikle sizin de ilginizi çıkacaktır.

Sütüven-ve-Hasan-Boguldu

Zeus Altarı

Adakların adanıp, kurbanlar verildiği Zeus Altarı, süper, önü açık bir manzaraya sahiptir. Ağaçların içindeki bu mekanda ata binebilir, manzarayı seyrederek çayınızı içebilirsiniz.

Adatepe

Şirin, sevimli taş evlerle kaplanmış küçücük bir köy olan Adatepe, huzur veren imajıyla Kazdağları turunda görülmeye değer güzelliklerden biridir.

Yeşilyurt

Pansiyon ve otel cenneti diyebileceğimiz ihtişamlı kapılarıyla ünlü orijinalliğini korumaya devam etmiş Çanakkale şehrinde bulunan Kaz Dağları‘nın şirin bir köyü.

Daha detaylı bilgi edinmek isterseniz www.idanaturalifestyle.com adresinizi ziyaret edebilir ve İda Natura Kazdağları Butik Otel ile iletişime geçebilirsiniz.

 

bu bir sponsor yazısıdır..

Google'den Gelen Aramalar

  • kaz dağları şelale
Continue Reading

Muhyiddin İbn-i Arabi’nin : “Rasulullah Bütün İlimleri Benden Aldı” Demesi

Nazım Mert Bilgi’nin yani benim bu konudaki görüşlerim tamamiyle değişmiştir. Yeni yazılarım ve yeni görüşlerim için son yazılarımı takip edebilirsiniz…

Evliyaullah’ın önderlerinden olan bir zât Muhyiddin İbn-i Arabi. Muhyiddin İbn-i Arabi için ulema, “Şeyh-i Ekber”, yani “En Büyük Şeyh” demişlerdir.

Hatta ulema Muhyiddin İbn-i Arabi’nin Veli olduğuna inanmak, Veli olmanın yarısıdır demişlerdir.

Fütuhât-ı Mekkiyye, Fusus’ül Hikem gibi içinde büyük ilim ve insanı tefekküre sürükleyen bilgiler bulunan kitaplarında müellifidir Muhyiddin İbn-i Arabi.

Bir rivayete göre Fütuhât-ı Mekkiyye’yi tamamladığı vakit, sahifeler halinde onu Kabe’nin damına koymuş. “Eğer bu kitapta benden bir kelime varsa, bu sahifeler kaybolsun” demiş, bütün kış bolca rüzgar esen Kabe’de, hiç bir sahife kaybolmadıktan sonra kitap tamamlanmıştır.

Sin, Şın’a girdiği zaman Muhyiddin’in kabri belli olacaktır.

Allah’tan başka gaybı kimse bilemez. Yalnız Allah’ın bildirdikleri müstesna. Allah dilediği kuluna gaybı bildirebilir. Gaybı bildirdiği kullardan Muhyiddin İbn-i Arabi, halkın önüne gelmiş ve, “sizin taptığınız şey benim ayaklarımın altındadır.” demiş. Daha sonra vakitlerde ise, “Sin, Şın’a girdiği zaman Muhyiddin’in kabri belli olacaktır.” demiş ve ilerleyen zamanlarda kabir alemine intikâl etmiştir.

Peki burda ne demek istemiştir ? Gelin beraber inceleyelim.

Sin, Şın’a girdiği zaman Muhyiddin’in kabri belli olacaktır.

Şın, Şam demektir. Muhyiddin İbn-i Arabi’nin kabri, Suriye’nin Şam ilinde bulunmaktadır. Peki Sin nedir ? Sin ise, Yavuz Sultan Selim’dir. Yavuz Sultan Selim Mısır seferinde, Suriye’yide Osmanlı Toprakları’na katmıştır.

Yavuz Sultan Selim Han askerlerine döndü ve Muhyiddin İbn-i Arabî’nin kabrini sordu. Ancak kimse bilmiyordu! Zira onu asanlar kabrini de saklamışlardı. Oradan bir çoban  konuşmaya başladı;

Ey Kutlu Han, şu uzaklarda bir tepe var! o tepede ne bir koyun ,ne de bir hayvan otlar! Kuşlar ve böcekler bile huzurla geçer o yüce tepeden! Oranın otlarının bile  kendi kendilerine kuruyup yokoldukları görülür! Çiçekleri hiç solmaz, fısıltıları hiç bitmez oranın; duyanların içini burkan  kutlu bir name gibi ahı hiç birmez oranın

Bu söz üzerine Yavuz Sultan Selim Han, orasının Muhyiddin İbn-i Arabî’nin kabri olduğuna karar verip kazdırdı. Karşılarında  Muhyiddin İbn-i Arabi’nin naaşı capcanlı duruyordu!  Yavuz Sultan Selim Han oraya muhteşem bir kabir yaptırdı! Böylece Allah, Dostu Muhyiddin’in  şanını tamamladı!

Muhyiddin İbn-i Arabi hakkında verdiğimiz bu bilgilerden sonra, sizi Muhyiddin İbn-i Arabi’nin : “Rasulullah Bütün İlimleri Benden Aldı” demekle ne demek istediği hakkında bilgilendirmek istiyorum.

Bunu normal birisi söyleseydi bu adama zındık denirdi. Ancak söyleyen bir Muhyiddin İbn-i Arabi ise, sabit ve mühim bir zât ise bu işe şerh gerekir.

Bu iş hakkında, birçok açıklamalar, şerh’ler söylenmiştir. Ancak bu meseleyi, Mahmut Efendi Hazretleri ( Kuddise Sirruhu ) çok basit bir şekilde söyle açıklar;

Bunun manası şudur ; Sen gittin bahçeye bir kayısı ektin. Sonra bu kayısı ağacı meyve verdi. Sen o meyveden yemeyi sever misin ? Seversin değil mi. El emeği, kendi diktiğin ağaçtan meyve yemek hoşuna gider. Muhyiddin İbn-i Arabi burada şunu demek istiyor : Ben Rasulullah Aleyhisselam’ın ektiği çekirdeğim. Yani beni Rasulullah ekti, ilimleri o öğretti, o beni yetiştirdi. Şimdi benim bazı anlattıklarımı dinlemek Rasulullah’ın hoşuna gidiyor. Yani bu ilimleri mânâ aleminde benden alıyor, beni dinliyor. Benim ektiğim çekirdek bakalım nasıl mahsul vermiş diye.

Sanırım Muhyiddin İbn-i Arabi’nin sözü anlaşılır bir hale geldi. :

Ete Kemiğe Büründüm Muhyiddin Diye Göründüm! Ölen Sadece Ceset İmiş, Aşıklar Ölmez

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, Allah’a emanet olun.

Nazım Mert BİLGİ

25.01.2016 / Pazartesi

10:56

Continue Reading

Çoğumuzun Bilmediği Mevzular : Malayani

Nazım Mert Bilgi’nin yani benim bu konudaki görüşlerim tamamiyle değişmiştir. Yeni yazılarım ve yeni görüşlerim için son yazılarımı takip edebilirsiniz…

Malayani lûgat’ta; ömrü boş işlerle uğraşarak, faydasız oyunlarla geçirmek anlamlarına geliyor.

Tirmizi‘den ( Radiyallahü Anhüm : Allah Ondan Razı Olsun ) bizlere ulaşan bir Hadis-i Şerif’te;

“Malayaniyi terk etmek, kişinin müslümanlığının güzelliğindendir.” buyruluyor.

 

Malayani’nin içine boş ve lüzumsuz konuşmalarda giriyor. Üstüne vazife olmayan bir meselede konuşmak dahi malayani konuşma sayılıyor. Buna bir kıssadan misal verelim;

 

Vakti zamanında bir evliya, tamamen ibadetler ile meşgul olmak, dünyevi işlerden uzaklaşmak için tek başına bir adaya gider.

Mertebesi’ninde bir hayli yüksek olduğu rivayet edilen bu evliya, tamamen zikir üzeredir ve dünyevi meseleler ile de ilgilenmemektedir.

Bir gün adaya bir hayli bir yağmur yağar ve yağmur yoğun olarak kayaların üzerini ıslatır. Bunu gören evliya içinden;

-Keşke, kayaların üzerine değilde, ağaçların üzerine yağsaydıda ağaçlarda bundan faydalanırdı.

diye düşünür.

Bunun üzerine yanına bir melek gelir ve;

-Allah indinde merteben sıfırlanmıştır, iptal edilmiştir. der.

Buna çok üzülen evliya, çok pişman olur ve tekrardan daha önce ayrıldığı şehre, insanların yanına döner. Şehirden birisini bulur ve ona şöyle der;

-Benim burnuma bir kanca tak. Bende ellerimi yere koyayım ve beni meydanda gezdir. Bende şöyle diyeyim; Allah’ın işine karışanın sonu böyle olur.

Tam kanca takılmış, evliya ellerini yere koyacakken, melek tekrar gelir ve;

-Sen hatanı anladın, Allah indinde merteben tekrardan iâde edildi. Kendini bu şekile sokmana gerek yok. der.

 

Üstüne vazife olmayan bir meselede konuşmakta malayani konuşmaya girdiğini biraz önce belirtmiştim. Kelime tasarrufunu düşünen bir insan Lokman Hekim’in kıssasını’da bu linkten dinleyebilirsiniz.

 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, Allah’a emanet olun.

Nazım Mert BİLGİ

09.01.2016 09:35 ( Miladi 2016 yılının ilk yazısı )

 

 

Continue Reading